Café Aman İstanbul
BİR AYRILIK ŞARKISI: MÜBADELE
İZMİR & GİRİT & TRABZON & SELANİK & ATİNA& İSTANBUL EZGİLERİ

 

portfolio

İki yakanın unutulmaz şarkıları, Anadolu ve Rumeli ezgileri, 4 Ocak 2014’te TİM SHOW CENTER’DA bir araya geliyor. Geçtiğimiz yıl verdikleri muhteşem rembetiko konseri ile büyük ses getiren Café Aman İstanbul TİM’de 2. kez sahne alıyor.


4 Ocak gerçekleşecek konserde, İzmir Rembetikoları & Girit ezgileri & Trabzon Karadeniz şarkıları & İstanbul dönem şarkıları & Selanik Rumeli ezgileri aynı sahnede buluşuyor. Mübadele’nin duygusal ayrılık hikâyeleri, Sirtaki’den, kasap havasına, karşılamadan zeybeğe, horondan, sirtoya özgün dönem dansları eşliğindeki şarkılarla, etkileyici bir sahne şovuna dönüşüyor.

 

TÜRK VE YUNAN MÜZİSYENLERLE
52 KİŞİLİK BÜYÜK KADRO
4 SOLİST & 13 KİŞİLİK ORKESTRA & 35 KİŞİLİK MOMOYERİ DANS GRUBU

Cafe Aman İstanbul’a sahnede, Yunanistan’ın otantik halk dansları ekibi; Kostas Aleksandris yönetimindeki 35 kişilik MOMOYERİ dans grubu eşlik ediyor.

Atina’nın yükselen yıldızı; Areti Ketime, sesi ve santuru ile geceye konuk sanatçı olarak katılıyor. Bir diğer konuk sanatçı ise, Trabzon’un önemli seslerinden; Beşköylü Adem Ekiz.

Konuk sanatçılar arasında, Atina'dan kemençe ve sesiyle; Dimitris Karasavvidis, vurmalı sazlarda; Kostas Karasavvidis, Selanik'ten tulum  ve kavalda; Vasilis Folinas, Girit'ten kemençesiyle Dafni Biliusi ve Laftasıyla Yorgo Vrondinakis yer alıyor.

İKİ YAKANIN UNUTULMAZ ŞARKILARI & DANSLARI
Café Aman İstanbul, gecede Rembetiko’nun erken dönem repertuarından seslendireceği farklı örneklerin yanı sıra, muhteşem bir kadroyla iki yakanın unutulmaz şarkılarına yer veriyor. 19.yüzyıl müzik kültürünün sahnede gerçek bir şölene dönüşeceği gecede, otantik dönem dansları sergilenecek.
Göç, aşk, gurbet, ayrılık temalarını işleyen şarkılar yöresel danslar eşliğinde, sizleri 100 yıl öncesine götürecek adeta zaman tünelinde müzikal bir yolculuğa çıkacaksınız.
Café Aman İstanbul hakkında:
Café Aman İstanbul, 2009 yılında Stelyo Berber ile Pelin Suer tarafından kuruldu. Hepsi İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuar’lı Türk ve Rum müzisyenlerden oluşan gruba zaman zaman Yunanistan’dan usta müzisyenler de katılıyor. Grup, Rembetiko müziğinin yanı sıra, Bizans Müziği, Osmanlı Fasıl Müziği ve Anadolu müzikleri alanlarında da çalışmalar yapıyor.
Yaptıkları müzik kadar, dönemin ruhunu yansıtan kostümleri ve sahne performanslarıyla da dikkat çeken Café Aman İstanbul, izleyenleri zaman tünelinde keyifli bir yolculuğa çıkarıyor.

Otantik Rembetiko’yu farklı ekollerle birleştirerek yeni bir yorumla müzikseverlere sunan Café Aman İstanbul’un “FASL-I REMBETİKO” adlı ilk albümü, geçtiğimiz yıl Kalan Müzik’ten çıkmıştı.

Stelyo Berber- Vokal
Pelin Suer- Vokal
Erdem Şentürk- Ud
Serkan Mesut Halili - Kanun
Ersin Killik- Vurmalılar
Neyzen Özsarı -Kontrbas
Hakan Polat- Keman
Dimitris Busunis- Buzuki, gitar
Yaman Hadi- Vurmalılar
Aydın Çıracıoğlu- Akordeon

Yaşayanların kaleminden: Mübadele

İzmir doğumlu mübadil şarkıcı Angela Papazoğlu’nun anılarından birkaç örnek pasaj:

“Şarkı söylediğimi gören, acı çekmediğimi zanneder. Hâlbuki ben şarkılarla acımı dindiriyorum. İzmir’deyken, hep şarkı söylerdim. Şimdi İzmir’i kalbimde taşıyorum. Yetmiyor... Rüyalarımıza ne oldu acaba? Yine İzmir’deyken ‘Bornova gemisi beni Atina ve Pire’ye götürmek için kaç para istersin’ şarkısını söylerdim... Ne Atina’sı? Ne Pire’si? Biz burası için mi hasret duyup şarkılar söyledik? Ben denizle konuşuyorum! Bana ne diyor, biliyor musun? ‘Canlı kalmak istiyorsan, unutma. Unutmak günahtır!’ İzmir’de tüm sıkıntılarımızı şarkılarla anlattığımızı unutmuyorum. En büyük efkârımızın ne olduğunu biz de bilmiyorduk? Neydi biliyor musun? En büyük efkârımız her şey seni yok etmek için uğraşırken, tekrar dünyaya geldiğinde ve sana nereli olmak istersin sorusunu sorduklarında, sen çekinmeden yine İzmirli dersin. Ve yine adının Angela Papazoğlu olmasını istersin. Tekrar öldüğümde ise, acı defne yaprağını tekrar ağzıma sokun, gocunmam! Yeter ki İzmirli olayım...”

“İzmir’de rembetikodan, batı şarkılarına kadar her türden çalıp söylerdik. Şarkılar, türküler, Girit şarkıları, Trakya ezgileri, Yanya havaları, Çiftlerin dansı eşliğinde vals geceleri... Aklnıza ne gelirse, her telden çalıp söylerdik . Operalardan bile … Müşterilerimizi memnun etmek için her milletten en az bir şarkı bilirdik. Yahudice, Ermenice hatta Arapça bile söylerdik … Herkesi sevdiğimiz gibi, herkes de bizi severdi. Şarkılarımızı çıkar amaçlı söylemezdik. Şarkı söyleyip dans etmek bizim için ruhun özgürlüğünü var etmek demekti.”

“İzmir’in şarkıları çoktur. Günlerce okusan bitmez. Herkes ve her şeyle ilgili bir şarkı yazılmıştır. İnsanlar, semtler, meslekler… İzmir şarkıları ada şarkılarını geçerdi… Sayısız şarkılarımız vardı… Bir insanın üçyüz bin şarkı bildiği söylenirdi. Nasıl hatırlayayım ki ? Her seferinde aklına ne gelirse… Ağzına atıp denediğin bir zeytin gibi…”

 

Rembetiko nedir?
Rembetiko kelimesinin türediği varsayılan farklı dillerdeki kelimelerden bazıları; Slav dilindeki rebenoc: delikanlı, İtalyancadaki rembelos: devrimci, Yunancadaki rembome: başıboş gezmek fiilidir. Yapılan son araştırmalarda, dönemin plak şirketlerinden birinin bu yeni müzik akımına yeni bir ad bulmak için yakıştırdığı türetilmiş bir kelime olduğu tezi ortaya konmuştur. Rembetiko kelimesine yazılı olarak rastlanan ilk kaynak, taş plak kayıtlarında 1910 İstanbul baskısı Orfeon Record’dan çıkan Estudiantina Grecque’nin seslendirdiği Aponia adlı taş plağın etiketidir. İkinci kaynak ise Favorite Record’dan çıkan Samatyalı Yangos Psamatyanos’un icra ettiği Tik Tiki Tak parçasıdır. Kısacası taş plak kayıtlarının etiketlerinde Rembetiko tanımlamasının bulunduğu plak sayısı 100’ü geçmediği halde, Rembetiko zamanla geniş bir yelpazeyi kapsayan bir müzik türünün genel başlığı haline gelmiştir.

Bugüne kadar yapılan araştırmalar sonucunda ortaya çıkan arşiv, belge, plak ve kayıtlardan; Rembetiko’nun yaklaşık olarak 1850-1950 yılları arasında yaygın bir müzik türü olduğu anlaşılmaktadır. Bu tarz şarkıların tarihte ilk olarak ağırlıkla görüldüğü bölgeler, Osmanlı sınırları içinde başta İzmir, İstanbul, Selanik gibi liman şehirleri ile Atina, Pire, Siros Adası gibi Yunan şehirleridir. Engin bir kültürel mozaiğe sahip Osmanlı İmparatorluğu’nun iki büyük liman şehri olan İzmir ve İstanbul’da birlikte yaşamış olan Türkler, Rumlar, Ermeniler, Araplar, Yahudiler ve Levantenler her alanda birbirlerinden etkilenmişlerdir. Aynı şekilde dönemin Kafe Aman veya müzikli semai kahvelerinde her dinden ve her dilden sazende ve hanendeler müziklerini icra etmişlerdir. Mübadeleyle birlikte bütün bu kültürel birikim, anavatanından göçmüş ve yeni mekânlarda, Anadolu’dan göçen müzisyenlerin, şarkıcıların katkılarıyla da yeniden şekillenmeye başlamıştır.

Müzisyenler Rembetikoda İzmir ekolü olarak adlandırdığımız keman, ud, kemençe, kanun ve santurdan oluşan enstrümanları Atina, Selanik ve Pire’ye taşıyarak bu ekolü yaklaşık olarak 10 sene daha yaşatmışlardır. Ancak bu ekol bir süre sonra Pire ekolü olarak bilinen buzuki, bağlama ve gitardan oluşan yeni ekole dönüşmüştür.
Mübadele ile Anadolu’dan göçenler, iş bulmak için Yunanistan’ın köylerinden büyük şehirlerine göçen halkla birlikte, yerleşik şehirli elit kesim tarafından dışlanınca liman şehirlerinde tüm göçmenlerle buluşup müziklerini icra ederler. Geçim sıkıntılarını, yaşadıkları tüm zorlukları, aşklarını, hasret ve gurbet acılarını haşhaş tekke ve kahvelerinde birlikte dile getirirler.

İşte bu yüzden Rembetiko, uzunca bir süre alt kültürün icra edip dinlediği, yalnızca haşhaş ve yeraltı dünyasından bahseden temaların işlendiği bir müzik türü olarak bilinir. Oysaki rembetler hayatın her alanından konuyu tüm içtenlikleriyle müziklerine aktarabilmiş gerçek sanatkârlardır.

1893-1924’de, 500.000 kadar Yunanlı’nın Amerika’ya göçmesiyle Rembetiko, genişleme ve yayılma macerasını sürdürür. Kayıt yapma imkânı olmadığı zamanlarda halk müziği herkesin dilinde şekilden şekle girerek çok farklı bir gelişme göstermiştir. Amerika’da buldukları kayıt teknolojisinden faydalanan Yunanlılar, sayısız halk müziği ve Rembetiko şarkısını kendi kurdukları şirketlerde kaydetmişlerdir. Kayıt teknolojisi sayesinde bestelerin orijinallerinin kısa zamanda yayılmaları sağlamıştır. Bu gelişme, devrim niteliğinde olup Rembetikonun gelişimini önemli derecede etkilemiş ve günümüze ulaştırmıştır. Rembetiko, karmaşık bir gelişme süreci sergilese de tüm zorluklara, göçlere, sansürlere ve yasaklamalara rağmen yoluna devam etmiştir. En önemlisi geniş bir halk kitlesi tarafından kabul görmüş olup günümüzde dahi Yunan müziğinin vazgeçilmez renkli bir parçası olmaya devam etmektedir.

 

 

 

Unlimited Colors
Menu Background:
Main Link Color:
Footer Background:
Reset colors